Anasayfa » Yaşam » KRAL KELEBEKLERİN GÖÇÜ

KRAL KELEBEKLERİN GÖÇÜ

 

Inanılmaz navigasyon becerisiyle binlerce kilometre sürdürülen amansız bir yolculukHer yıl Kuzey Amerika’
dan kanatlanan milyonlarca kral kelebeği, kışı geçirmek için Güney’e doğru kanat çırpıp 5.000 kilometrelik destansı bir yolculu20k sergili-yor. Kelebeklerin rotası tüm gözlemcileri şaşırtıp yanılttığı için uzun yıllar boyunca nereye kadar ulaşabildikleri anlaşılamamıştı. 1950’li yıllarda iki zoolog, bazılarını etiketlemeye başlayarak uzun yıllar boyunca tekrar edecekleri bir sistem geliştirdiler ve onları takibe almayı başardılar. 26 yıl sonra, 1976’da Meksika’daki bir ormancı, o yıl işaretlenmiş olan kelebeklerden bir tanesine rastladığında onu takip ederek hepsinin bir aradadinlendiği yeri tespit etti. Ama hikaye burada bitmiyor, hatta yeni başlıyor.Bugün, kral kelebeklerinin göç yolculuklarına nereden başladıklarını bildiğimiz gibi, Meksika’da sayısı 12 ile 15 arasında değişebilen dağlık ve ormanlık alanları hedeflediklerini de biliyoruz. Aralık ayında Meksika’ya ulaştıklarında 4 ay boyunca kış uykusuna yatıyor, sonra ilkbaharın gelişiyle birlikte geri dönüş yolculuğunu başlatıyorlar. Ama buraya nasıl ulaşabildikleri konusu onların en büyük sırrı. Kral kelebeklerinin göçü, doğanın en gösterişli çalımlarından biri. Çünkü onlar kısacık hayatlarını aşan bir süre boyunca göç edebilen, bu sürede en uzağa ulaşabilen tek tür olma unvanına sahip. Bu göçün her bir aşamasında bilim insanlarını şaşırtan Monarch_In_Maybirçok gariplik mevcut. Birincisi şu; 8-10 hafta süren yolculuklarında kullandıkları göç yolları her seferinde değişiyor çünkü fırtına ve şiddetli yağmurlara denk geldiklerinde yönlerini değiştirip alternatif yollar denemek zorunda kalıyorlar. Ve genellikle, daha önce hiç görmedikleri yerlerden geçmeleri gerekiyor. İkinci gariplikse; göç boyunca geceyi geçirmek için bir ağaç seçip dinlenmek zorundalar ve onu büyük bir özenle seçtikleri biliniyor. Türlerine aldırmaksızın seçiyor, farklı yıllardaki göçler için hep bu ağaçları kullanıyorlar. Nesiller boyunca kral kelebeği oteli gibi görülen bu ağaçları neye göre seçtikleri bilinmiyor. Bu şaşırtıcı gelmediyse şöyle söyleyelim; bu yıl aynı ağaçlarda konaklayan kelebekler, önceki yıllarda henüz doğmamışlardı. Geçen sene kalmış olanlarsa bu göç başlamadan önce öldüler. Yani hatırlıyor olmaları söz konusu bile değil. İşte bu noktada üçüncü garipliğe gelmiş oluyoruz; bu kelebekler tırtıldan kelebeğe dönüştükten sonra sadece 6 haftalık bir ömre sahipler. Tek bir göç yolculuğu bir nesille tamamlanamıyor; gidiş-dönüş yolunda toplam 4 nesil değiştiriyorlar. Ve geldik son gizeme; göçü tamamlayan 4. nesil, diğerlerinden 6 ay daha fazla ömre sahip. Bu neslin böyle bir özelliği olmasaydı üreme organları gelişmeden ölür ve soylarının devamını getiremezlerdi. Onlardan doğan ilk nesil de bir göç tamamlamış olan önceki nesille karşılaşmıyor çünkü yumurtalarını uygun yerlere bırakıp hemen ölüyorlar. Özetle; her yıl göçü başlatan nesiller bir sonrakine yaşam vermek için ölürken, tek bir göç yolunda 4 nesil harcanıyor ve yine de bu göç yeni doğanlar tarafından içgüdüsel olarak devam ettiriliyor.
EN İYİ AÇIKLAMA
Bu sırları aydınlatmayı hedefleyen birçok ciddi araştırma mevcut. Seçilen ağaçlara bakıldığında, çevredeki diğer ağaçlardan kimyasal ya da fiziksel olarak farklı olmadıkları görüldü. Ağaçlar bilim insanları tarafından kamufle edilip kokuları bastırıldığında bile fark etmedi, kelebekler yine burada konakladılar. Yeni nesillerin, öncekilerden yardım alma şansları olmadan göç yollarını nasıl tayin edebildikleri araştırıldığında, bu bilgiyi genetik olarak devraldıkları ve antenlerini tıpkı GPS sistemi gibi kullanabildikleri anlaşıldı. Fakat sadece bir yıl önce gerçekleşmiş bir durumun bilgisinin genlere nasıl işleyebildiği de tam bir muamma. Bu kelebeklerin beyinlerinde moleküler bir saat olduğu, antenleri yardımıyla güneşten aldıkları verileri yön tayin etmek için kullanabildikleri düşünülüyor.
SONUÇ:
Hala aydınlatılmayı bekliyor.Konaklanan ağaçların neye göre seçildiği ve göçü tamamlayan son neslin nasıl daha
uzun yaşayabildiği bilinmiyor. Aslında yönlerini nasıl tayin edebildikleri konusu da henüz kesinliğe kavuşmadı. Sonuç olarak, bu göçün tüm sırlarını korumaya devam ettiği görülüyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir